Uzman Psikolog Gözüyle: Oyun Alanlarınızın Gizemli Dünyasına Yolculuk

3 Dakika Okuma

Günümüzün hızlı yaşamında, bazen sanki kendi hayatımızı dışarıdan izliyor üzere hissetmekten kaçınmak güçleşiyor. “Ben ne yapıyorum, niçin bunları yapıyorum ve gerçekten de bunu arzuluyor muyum?” gibi sualler iç burkan bir biçimde ortaya çıkabiliyor. Bu durumu uzunca bir süre deneyimlemek, zamanla anlam yitimine ve zihinsel bir karmaşaya dönüşebilir.

Psikolojik tetkikler, bir insanın yaşamında anlam yitimi yaşamaya başlamasının, zihinsel ve bedensel sağlığı üzerinde mühim etkiler bırakabileceğini gösteriyor. Anlam yitimi; karamsarlık, kaygı, odaklanma sorunları, uyku düzensizlikleri ve sosyal ilişkilerde bozulmalara yol açabilir. Kişi kendisini dış dünya ile ahenk sağlayamayan biri gibi hissedebilir ve bu dengesizlik, kimi zaman madde bağımlılığı veya zararlı ilişkiler gibi yıpratıcı alanlara yönelmesine sebep olabilir.

YAŞAMIN İÇERİSİNDE BİR “OYUN SAHASI” OLUŞTURMAK

Ruh bilimi, bireyin dış dünyadaki vazifeleriyle iç dünyasındaki isteklerini dengeleyebilmesi için bir “geçiş bölgesine” gereksinimi olduğunu belirtir. Bu kavram, psikanalist Donald Winnicott tarafından ortaya konulmuştur ve bireyin oyun oynayabildiği, kendisini hür hissedebildiği bölgeleri ifade eder.

Oyun, yalnızca çocuklara özgü bir eylem değil; yetişkinler için de zihinsel yeterlilik durumunu destekleyen bir unsur. Araştırmalar, merak duygusunun ve yaratıcılığın gelişmesinin bireyin zihinsel dengesi için kritik olduğunu gösteriyor. Bu sebeple, oyun sahalarımızı keşfetmek, zihinsel direncimizi kuvvetlendirmek adına değerli bir adımdır.

KENDİNİZLE İLGİLİ BİR GEÇİŞ BÖLGENİZ VAR MI?

Bireyin kendine ait bir geçiş bölgesi oluşturması, çeşitli şekillerde olası olabilir:

Sosyal Bağlantılar: Güven duyduğunuz kişilerle süre geçirmek
Sanatsal Etkinlikler: Fotoğraf çekmek, sergi ziyaret etmek, şiir okumak, enstrüman çalmak
Bedensel Hareket: Dans etmek, yoga yapmak, sporla uğraşmak
Yaratıcı İfade: Yazı yazmak, öykü anlatmak, bir günlük tutmak
Yeni Yerler Keşfetmek: Seyahat etmek, farklı kültürleri deneyimlemek
Gündelik Oyunlar: Temizlik yaparken dans etmek, yemek pişirirken şarkı söylemek gibi eylemleri oyuna dönüştürmek

Bu bölgeler, bireyin zihinsel esnekliğini çoğaltır, stresle baş etme yeteneğini geliştirir ve hayata dair doyum hissini yüksek seviyeye çıkarır.

OYUN SAHASININ BİREYE FAYDALARI

Bir geçiş bölgesi oluşturmanın zihinsel olarak getirdiği yararları saymakla tükenmez:

Daha sağlam ve sağlıklı sosyal bağlar kurmak
Kendini ifade etme becerisini kuvvetlendirmek
Yaratıcılık ve sorun çözme yeteneğini artırmak
Kendini tanıma ve kabul sürecini desteklemek
Hayata ve kendine ilişkin daha tutarlı bir bakış açısı elde etmek

Duygusal bitkinliği engellemek

YAŞAM BİR FORMÜL DEĞİL, BİR AKIŞ

Yaşam, her zaman belirgin hatlarla ayrılan bir formül değildir. Kimi zaman karmaşık, kimi zaman tahmin edilemezdir. Ancak bu akışı anlamlandırmak ve ona kendimizden bir parça eklemek bizim elimizdedir.
Sorumluluklardan kaçınmak, bazen en rahat yol gibi gözükse de uzun vadede daha büyük bir yük haline gelir.

Onun yerine, yaşamın akışına bir oyun sahası ekleyerek onu daha neşeli hale getirebiliriz. Winnicott’un da söylediği gibi, “Oyun oynayabilen ve yaratabilen birey, gerçek manada sağlıklı bireydir.”

Peki, siz oyun sahalarınızı keşfettiniz mi?

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış