Bölgesel Güçler DEAŞ’a Karşı Birleşiyor

10 Dakika Okuma

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye, Irak, Ürdün ve Lübnan dışişleri bakanlarıyla gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, “Bölge devletleri olarak özellikle DEAŞ’a karşı ortak bir operasyon ve istihbarat mekanizmasının oluşturulması yönünde karar aldık” şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün’de terörizm, narkotik ve silah kaçakçılığıyla mücadeleyi ele almak üzere düzenlenen Beşli Güvenlik Zirvesi’nin akabinde Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci ile birlikte ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Bölge liderleriyle mühim bir toplantı yaptıklarını belirten Fidan, “Suriye’ye sınırdaş dört bölge ülkesi olarak, Suriye dahil beş devlet olarak bugün bölgemizdeki bazı kronik sorunları nasıl çözebiliriz, bunun arayışı içinde olduk. Bu formatı hayata geçirmek için bir süredir görüşmelerimiz sürüyordu. Değerli Ürdünlü kardeşimizle 3+3 formatında gerçekleştirdiğimiz toplantıda, daha sonra Irak’la yaptığımız toplantılarda, ardından Suriyeli kardeşlerimizle yaptığımız toplantılarda sürekli olarak bu tür bir platformun lüzumunu dile getirdik. Bölge devletleri olarak bölgenin sorununa hep birlikte sahip çıkma, çözme yolunda bir irademizin, inisiyatifimizin olması gerekiyor. Aksi takdirde bölgedeki meseleler, küresel problemlere dönüşüyor ve küresel diğer aktörlerin bölgemize müdahale etmesine neden oluyor ve bu müdahale sonucunda çözümden ziyade problemle karşılaşıyoruz. Bu nedenle bölge devletleri kendi sorumluluklarını üstlenmeli ve gereğini yerine getirmeli. Bu anlayışla bir araya geldik” ifadelerini kullandı.

“Tüm kardeşlerimizin kışkırtmalardan uzak durması önemli”

Öncelikle terörle mücadele olmak üzere Suriye’nin istikrarıyla ilgili konuları görüştüklerini belirten Fidan, “Bölgesel bazı terör faaliyetlerini ele aldık. Bu amaçla Suriye’de yeni kurulan hükümete her yönüyle yardımcı olmak, istikrar için tüm faaliyetleri destekleme konusunda doğal olarak kararlılığımız var. Diğer taraftan Suriye hükümetinin hiçbir kışkırtmaya kapılmadan haftalardır sürdürdüğü politikanın son günlerde bir provokasyonla istikametinden çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Burada elbette Suriye’de bulunan gerek Alevi, gerek Hristiyan, gerek Dürzi, gerek Nusayri tüm kardeşlerimizin bu kışkırtmalardan uzak durması önemli. Burada bölge devletleri olarak istikrarı bozucu hiçbir girişimi desteklemiyoruz. Sivil halkın can güvenliğinin, mallarının, kültürel haklarının da kutsal olduğunu her platformda savunuyoruz” dedi.

DEAŞ’a karşı ortak operasyon ve istihbarat sistemi kurulacak

Fidan, “Bugün yaptığımız görüşmeler neticesinde özellikle somut olarak neler yapabiliriz, bunun üzerinde durduk. Bunların başında bölge devletleri olarak özellikle DEAŞ’a yönelik ortak bir operasyon ve istihbarat mekanizmasının kurulması doğrultusunda karar aldık. Arkadaşlarımız bu konuda çalışacaklar, ayrıntıları netleştirmek için” şeklinde konuştu.

İsrail ve terör örgütü YPG/PKK sorunlarına da değinen Fidan, “Diğer taraftan İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarına karşı daima birlikte ortak tutumumuzu en son bildirgeye de yansıtıyoruz. Bu da bizim için son derece önemli. Irak, Suriye ve Türkiye için ortak düşman olan PKK’nın da bölgeden temizlenmesi, silahlı terör faaliyetlerine son vermesi bizim önceliklerimiz arasında yer almakta. Daha önce arkadaşlarımız da ifade ettiler, bundan sonraki toplantıya inşallah Türkiye’de ev sahipliği yapacağız. Özellikle terörle mücadele, DEAŞ’ın bölgede tekrar ortaya çıkmaması ve tamamen ortadan kaldırılması için beş devlet olarak yeteneklerimizi birleştirip, tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

“Başlangıç olarak ortak bir harekat merkezi kurulacak”

Basın toplantısında bölge devletlerinin DEAŞ’a karşı atacakları adımlara ilişkin bir soru üzerine Fidan, “Özellikle DEAŞ’la mücadele konusunda bölge devletleri olarak tam bir kararlılığımız var. Bildiğiniz gibi, bu terör tehdidinin ortadan kaldırılması içinsunulması açısından değerliydi. Her türlü kapasite ve yeteneği kullanma konusunda güçlü bir kararlılık sunmuştu. Türkiye olarak uzun süredir DEAŞ’a karşı çabamızı büyük bir azimle sürdürüyoruz. Ancak DEAŞ, bir ülkeye değil birçok ülkeye eşzamanlı olarak zarar verdiği için, orada faaliyet gösterdiği için, tek bir ülkenin yalnız başına çaba göstermesi, tehlikeyi kendisinden uzaklaştırsa bile ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle bölge ülkelerinin bir araya gelerek güçlü bir platform oluşturması önemliydi. Artık bu platformu kurma yolunda ilk adımı atmış olduk. Umarım bundan sonra bugün niyetlerimizi güçlendirdik, somut adımların atıldığını göreceksiniz. Bunun başlangıcı olarak da ortak bir operasyon merkezinin kurulması var” dedi.

Fidan, Suriye’de yaşanan olaylarla ilgili olarak bölge dışı aktörlere dikkat çekti.

Suriye’de son zamanlarda yaşanan olaylara ilişkin olarak Fidan, “Suriye’de yeni kurulan hükümetin aslında hem azınlıklara hem de diğer inanç gruplarına yönelik ortaya koyduğu ılımlı yaklaşım, uzlaşmacı tavır, bölgede kışkırtma bekleyen, karmaşa bekleyen birçok bölge ve bölge dışı aktörün aslında umutlarını suya düşürdü. Durum böyle olunca kışkırtmayı kendileri yaratma yolunda bazı adımlar attılar. Bunun sonucunda ortaya çıkan olaylarda şu anda bir sakinleşme olduğunu görüyoruz. Suriyeli mevkidaşlarımızla da görüşüyoruz. Yani bu tür provokasyonlara karşı elbette uyanık olmak gerekiyor. Ancak uluslararası platformlarda ortaya konulan bazı propagandaların doğal olumsuz etkisi olduğunu da göz ardı edemeyiz. Burada bu provokasyonların da önüne geçmek gerekiyor” dedi.

“DEAŞ Arapları temsil etmediği gibi, PKK da Kürtleri temsil etmiyor”

Türkiye ve Arap ülkelerinin terör örgütü PKK’ya bakışına ilişkin bir soru üzerine Bakan Fidan, “DEAŞ’ın Arapları temsil etmediği gibi, PKK da Kürtleri temsil etmiyor. Bu ayrımı çok açık bir şekilde yapmamız lazım. Bu birincisi. İkincisi, PKK şu anda Türkiye’de bir metrekare bile toprak kontrol etmiyor, işgal edemiyor. Ancak buna karşılık Suriye’nin üçte birini işgal etmiş durumda. Enerji kaynaklarının başına oturmuş durumda. Irak’ta, Irak Kürdistan’ında 700 köyü işgal etmiş durumda, Sincar’ı işgal etmiş durumda, birtakım diğer yerleri işgal etmiş durumda. Sonuç olarak bu sorun, altını çizmek istediğim konu; sadece benim sorunum, sadece Türkiye’nin sorunu değil. Irak’ın da, Suriye’nin de, hatta İran’da silahlı gruplar var, onların da sorunu. Yani bu bölgesel bir sorun. DEAŞ’ı hangi yöntemle, hangi anlayışla, nasıl üzerine giderek söylüyorsak, PKK’nın da aynı şekilde yapılması lazım. Biz kendimize düşen payı hallettik. Ama Suriye’deki PKK ile mücadeleyi kim yapacak, Irak’taki PKK ile mücadeleyi kim yapacak? Yani Irak’ta silahlı gruplar ortalıkta dolaşırken kim finans getirecek, kim yatırım getirecek? Yani yasal hükümet güçlerini biz ayağa kaldırmaya çalışıyoruz, başka taraftan bakıyorsunuz Sincar’da başka bir PKK grubu, Irak sınırında, Türkiye sınırında başka bir PKK grubu. Ve bunlar Iraklı ve Suriyeli kardeşlerim burada, onların kendi konuları, bu hususları da elbette ki onlarla biz yakın bir iş birliği içerisinde götürüyoruz, DEAŞ’ı nasıl yapıyorsak” dedi.

“DEAŞ’a karşı iş birliği bir zorunluluk”

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ise, DEAŞ’a karşı mücadele için bilgi alışverişinde bulunduklarını ve bu nedenle görüşmelere istihbarat başkanları ve savunma bakanlarının da iştirak ettiğini ifade etti. Hüseyin, “DEAŞ’ın alanı var, gücü var, silahları var. Dolayısıyla DEAŞ’a karşı iş birliği bir zorunluluk. Sadece Suriye’nin tek başına yapacağı bir şey değil. Bölgesel olarak ele alınması, uluslararası yardımların da gerektiği bir konu” dedi.

“Suriye hükümeti, toplumsal barışın garantisidir”

Suriye’deki Alevilerin endişelenmemeleri için onlara yönelik nasıl bir açıklama yapılabileceğine ilişkin bir soru üzerine Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, “Bir şeyin unutulmaması gerekiyor, Suriye halkını öldüren Esad rejimiydi. Suriye halkını öldürdü ve 15 milyon mültecinin yerinden edilmesinenedeniyet verdi ve 150 bin bireyin yitirilmesine yol açtı. Biz, Suriye’deki görünümü kusursuz şekilde yorumlayacaksak, Suriye’deki yeni yönetimin ilk günden itibaren hoşgörü anlayışı vardı ve yapıcı oldu. Toplumsal uzlaşının sağlanması için girişimlerde bulunuldu. Suriye hükümeti, toplumsal ahengin güvencesidir ve hala bu yaklaşımını korumaktadır. Biraz önce açıklanan karar çok açıktır ki Esad rejimi kalıntılarına asla tolerans gösterilmeyeceğini, iç güvenliği riske atan herhangi bir tehlikeye karşı anlayış gösterilmeyeceğini net bir biçimde göstermektedir. Devletin kurumları vardır, emniyet güçleri vardır, istikarı onlar sağlayacaktır ve hiç kimse bu görevi kendi üzerine alıp, kendince düzeni tesis etmeye uğraşamaz. Biz tüm Suriye halkının güvencesiyiz” şeklinde konuştu.

“DEAŞ tekrar yapılanmaya çabalıyor”

Türkiye ve Arap ülkelerinin terör örgütü PKK’ya yaklaşımıyla ilgili soru üzerine Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, “Terör meselesi ve bölgesel iş birliği hepimizin altını çizdiği bir mevzu. Yayımlanacak nihai bildirgede de belirtileceği üzere terörün her türlüsü lanetlenecektir. Türkiye’nin inancına yahut bu ülkelerden herhangi birine karşı oluşturulan tehdit, hepimize karşı bir tehdittir. Çünkü bölge istikrarını tamamen hedef alan bir tehlike olacaktır. Bu nedenle Türkiye’nin görüşü ve bizim düşüncemiz arasında bizler terör olarak tanımladığımız her şeye karşı durmakta ısrarcıyız. Terör denince hepimiz aynı şeyi anlıyoruz. İster DEAŞ ile ilgili olsun, ister başkasıyla” dedi.

Safadi, “DEAŞ halihazırda tekrar yapılanmaya çabalıyor. Suriye’nin şu anki karmaşık halinden faydalanmaya çalışıyor. Yeni silahlar edindi ve tekrar yayılmaya çalışıyor ve bu hepimiz açısından bir tehlike. Dolayısıyla bugünkü toplantımız DEAŞ terörüne karşı güvenlik noktasında ve askeri anlamda da, düşünce anlamında da çabamızı sürdüreceğimiz anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Bölge devletleri olarak İsrail’in Suriye’deki yayılmacı ve huzursuz edici eylemlerine de karşı olduklarını vurgulayan Safadi, bu tip davranışların radikalleşmeye katkı sağladığına işaret etti. – AMMAN

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış