Prof. Naci Görür’den Kayseri Uyarıları: 7+ Büyüklüğünde Deprem Riski

5 Dakika Okuma

Naci Görür, Erciyes Üniversitesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Güvenli bir gelecek için sarsıntıya dayanıklı şehirler’ panelinde konuştu.

Jeolog ve Sarsıntı Bilgini Prof. Dr. Naci Görür, sarsıntının varoluş sorunu olduğuna değinerek sarsıntı konusunun çözülmemesi durumunda binlerce insanın yitirilmesinin yanı sıra ülkenin siyasi ve ekonomik özgürlüğünün de kaybedileceğini belirtti. Cumhuriyet dönemindeki sarsıntılarda 200 binlere yakın insanın yaşamını yitirdiğini ifade eden Görür, sarsıntıya dirençli şehirler inşa etme konusundaki uyarısını tekrarladı.

Devletin sarsıntıya dayanıklı şehirler inşa etmesi gerektiğini, aksi takdirde yaşanan kayıplarla bunun bir varoluş krizine dönüşeceğini belirten Görür şunları söyledi:

“Ne duruyoruz, daha ne olmasını bekliyoruz? Eğer bu şekilde devam edersek geleceğimiz yok. Bizim sarsıntılarla mücadele etmemiz gerekiyor. Nasıl mücadele edeceğiz; sarsıntıya dirençli şehirler kurarak. Bazı şehirlerin sarsıntı riski daha düşüktür, bazılarının daha yüksektir ancak hepsinde yöntem aynıdır. Bunları yapmalıyız, bunları da öncelikle devlet yapmalı. Parti, yönetim demiyorum, devlet yapmalı. Sahibi olduğumuz devlet, bizim talebimizle yapmalı. Kendi devletimizden kendimiz talep etmeliyiz, ‘benim yaşadığım şehirleri sarsıntıya dayanıklı yap’. Halk bilincine ulaştığımızda sarsıntıyı çözeceğiz. Yoksa binlerce insanımızı kaybedip siyasi ve ekonomik bağımsızlığımızı da önümüzdeki süreçte yitireceğiz. Devletin aslında varoluş sorunu bu sarsıntıdır. Bunu çözmediğimiz sürece Türkiye’nin geleceği yoktur” ifadelerini kullandı.

“ECEMEŞ FAYI 7’NIN ÜZERİNDE SARSINTI YARATIR”

Prof. Naci Görür, Kayseri ve çevresindeki fay hatlarıyla ilgili bilgiler de sundu. Şehrin bulunduğu fayların aktif ve canlı olduğunu hatırlatan Görür, “Kayseri ve çevresindeki faylar canlı, etkin faylar. İster yavaş olsun, ister hızlı olsun, ister çok, ister az sarsıntı üretsin birinin çıkıp da ukalalık yapmasına gerek yok bu faylar er ya da geç sarsıntı yaratacaktır. İster küçük ister büyük sarsıntı üretsin, Kayseri bundan etkilenecektir. Kayseri; Orta Anadolu’nun en büyük fay sistemlerinden biri olan Ecemiş Fayı’nın üzerinde, tam ortasında duruyor. O kadar yakınında, biraz uzağında da değil ortasında duruyor. Bu fay eninde veya sonunda bir sarsıntı yaratır. Uzunluğu, yapısı, özelliği itibariyle 7’nin üzerinde bir sarsıntı yaratır. Zaman vermiyorum, zaman önemli değil. Benim insanım önemli; bugün olursa ben ölürüm, yarın olursa çocuklarım ölür, öbür gün olursa torunum ölür, öbür gün olursa neslim ölür. Zamana takılmayın, zamanı biri söylese kaçıp kurtulacak mısınız? Kayseri bir fay sisteminin üzerinde duruyor, bu kadar” şeklinde konuştu.

“KAYSERİ FAYIN ORTASINDA EN GEVŞEK ZEMİNDE DURUYOR”

Kayseri’nin üzerine kurulduğu yere de dikkat çeken Görür; “Kayseri fayın ortasında duruyor, bir de olabilecek en gevşek yerde duruyor. Ve bunu düşünmeden 10 kat, 15 kat yarış halinde gökdelenler yapıyorsunuz. Kayseri faylı bir bölge, zemini gevşek bir bölge sen o kadar sarsıntıya dayanıklı Kayseri yapacaksın ki bilim ve teknolojiye göre yapman gerekiyor. Kayseri’de tarihte kaydedilmiş sarsıntılar var. Bir yerde sarsıntı olmuşsa, aynı yerde aynı büyüklükte sarsıntı kesinlikle bir zaman sonra tekrar olur” dedi.

Sarsıntıya dayanıklı şehirler inşa edilmesinin önemine değinen Jeolog ve Sarsıntı Bilgini Prof. Dr. Naci Görür konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sıvılaşan zeminler oluyor, buralara ek bina yapma. Şehri bu taraflarda geliştirme, yeşil alan yap, park yap gibi. Bir yer ne kadar hızlı sallanır, sarsılırsa o kadar yıkım olur. Desem ki; Kayseri’nin nereleri, hangi semtleri en fazla sarsıntı hızına maruz kalacak. Sarsıntının en hızlı olacağı yerler nereler biliyor musunuz? Eğer belediye başkanı da ‘ben de bilmiyorum’ derse durumumuz kötü. Sarsıntıyı sarsıntı anında düşünün, bu günden bakarak sarsıntıyı düşünmeyin. Olacakları düşünün.”

PROF ALTUN: BİNALAR ACELEYE GETİRİLMEMELİ

Erciyes Üniversitesi’nin başkanı Prof. Dr. Fatih Altun, binaların planlanması ve yapım aşamasında aceleci davranılmaması ve özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “İçinde bulunduğumuz binanın niteliklerinin ortaya konulması çok önemlidir. Özellikle belediyelerimizin takip ettiği süreçlerin yanı sıra, vatandaşlarımızın bu süreçleri yönetebilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü’nün sunduğu bu imkanları göz ardı etmemek gerektiğine inanıyorum. Çünkü depremin ne yazık ki tekrar yaşanacağından eminiz. İnşa ettiğimiz binalara yüklediğimiz kapasiteye göre, eğer 7,9-7,5 büyüklüğünde bir tasarım yapılıyorsa, 8.0 ve üzeri bir sarsıntıda da aynı performansı beklemeliyiz. Bizim temel prensibimiz şu olmalı: Binalar tamamen yıkılmamalı, tasarım aşamasındaki bir sarsıntıda dahi insanların binayı güvenli bir şekilde terk edebilmesi için yeterli emniyeti sağlamalıdır. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde sürekli binaları konuşuyoruz ancak mühendislik yapılarının projelendirilmesi ve inşa edilmesi süreçleri kesinlikle aceleye getirilmemelidir. Detaylı analizler yapılarak büyük bir titizlikle hareket edilmeli ve bu analizlerin uygulamada da eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış