The Atlantic dergisinin Pazartesi günü yayınlanan haberine göre, Savunma Bakanı Pete Hegseth dahil üst düzey ABD yetkililerin Yemen’e yönelik saldırı planını görüştüğü Signal sohbet grubuna yanlışlıkla The Atlantic’in genel yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg’in de dahil edildiği ortaya çıktı.
Dergiye göre, paylaşılan mesajlar “yaklaşan saldırıların operasyonel detaylarını, hedeflerini, ABD’nin kullanacağı silahları ve saldırıların sırasını içeriyordu.” Goldberg’in bilgilere ulaşmasından sadece iki saat sonra, ABD Yemen’deki Husi hedeflerine yönelik bir dizi hava saldırısı başlattı.
Goldberg, haberi “Trump yönetimi, savaş planlarını yanlışlıkla bana gönderdi” başlığıyla duyurdu.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı John Ratcliffe, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz dahil olmak üzere Signal sohbet grubunda, Beyaz Saray yetkilileri Yemen saldırılarının sebeplerini, siyasi sonuçlarını ve kamuoyuna nasıl sunulması gerektiğini tartıştılar.
“KAMUOYUNUN ANLAMAMA TEHLİKESİ VAR”
Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Husilere karşı askeri operasyonun asıl amacı güçlü bir mesaj vermek olduğunu belirterek, “ABD ticaretinin yüzde 3’ü, Avrupa ticaretinin ise yüzde 40’ı Süveyş Kanalı’ndan geçiyor. Kamuoyunun Husilerin tehdidine dikkat etmemesi tehlikesi var. Asıl münasebetimiz, güçlü bir mesaj vermek,” dedi.
“MESELEYİ ANLATMAK HER TÜRLÜ ZOR OLACAK”
Savunma Bakanı Pete Hegseth ise kamuoyuna operasyonu anlatmanın zor olduğunu ifade ederek, şu açıklamalarda bulundu:
“Bence kamuoyuna sorunları anlatmak her türlü zor olacak. Şu retorikten ilerlemeliyiz: Biden beceremedi, İran fonladı. Şu anda başka tehditler de var. Birincisi, operasyon sızdırılabilir ve kararsızlık yaratabilir. İkincisi, İsrail bizden önce harekete geçer ya da Gazze ateşkesi sona erer.”
“AVRUPALILARI KURTARMAKTAN BİKTİM”
Vance ise, operasyonun yapılmasını desteklerken, “Yapalım diyorsanız haydi o zaman. Yalnızca bu Avrupalıları kurtarmaktan artık bıktım,” ifadesini kullandı. Hegseth de Avrupa’ya yönelik eleştirilerini sürdürerek, “Ben de bıktım, Avrupa’nın durumu utanç verici. Fakat bunu bizden başka yapabilecek başka bir ülke yok. Yakın bile değiller” dedi.
“BUNUN KARŞILIĞI OLMALI”
Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller ise operasyonun ekonomik boyutuna dikkat çekerek, “Başkan bu konuda net. Yeşil ışığı yaktı. Fakat Mısır ve Avrupa’dan karşılığımızı belirlememiz gerekiyor. Bu nasıl dayatılacağı da önemlidir. Avrupa yanaşmazsa ne olacak? Şayet ABD büyük bir bedel ödeyerek denizlerin özgür kullanımı sağlıyorsa, bunun ekonomik bir karşılığı olmalı,” dedi.
Hegseth de bu yorumu desteklediğini belirtti.
“İYİ BAŞLADIK”
ABD’nin Yemen’deki Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları başladıktan sonra, Trump kabinesindeki yetkililer arasında operasyonun başarılı bir şekilde başlamasını kutlayan açıklamalar dikkat çekti. CIA Başkanı John Ratcliffe, “İyi başladık,” diyerek operasyonun ilk aşamalarından memnuniyetini dile getirdi.
Saldırı planlarının yanlışlıkla bir gazeteciye gönderilmesi, Pentagon’un hassas bilgilerin sızdırılmasını önlemeye yönelik sıkı önlemler aldığı bir dönemde yaşandı. Savunma Bakanı Hegseth’in ofisi kısa süre önce hassas bilgilerin sızdırılmasını önlemek amacıyla yeni bir önlemler paketi duyurmuştu. Bu önlemler kapsamında, gazetecilere bilgi sızdıran yetkilileri tespit etmek için savunma çalışanlarına parola testi uygulanması ihtimali de var.
ULUSAL GÜVENLİK KURULU: “ARAŞTIRIYORUZ”
Ulusal Güvenlik Kurulu, bir gazetecinin telefon numarasının Signal uygulamasındaki sohbet grubuna nasıl dahil edildiğini araştırdıklarını açıkladı. Devlet yetkilileri organizasyonel iletişim için Signal uygulamasını kullanıyor olsa da, bu platform sınıflandırılmamış olduğu için hücuma uğrayabilir.
Beyaz Saray, sızdırılan bilgilerin gizli olup olmadığını açıklamazken, çoğunlukla askeri operasyonlara ait bilgilerin güvenlik nedeniyle korunması gerektiğini vurguladı.
TRUMP: “BİLMİYORUM”
Diğer taraftan, Lider Donald Trump ise, üst düzey yetkililerinin yanlışlıkla bir gazeteciye savaş planlarını göndermesi hakkında “hiçbir şey bilmediğini” söyledi.


